Jandarma Forum sayfasına hoşgeldiniz, sitemiz günden güne gelişmektedir. Amacımız doğru ve güncel bilgiyi paylaşmaktır. Sizlerde tecrübeli olduğunuz ve uzmanlaştığınız konularda paylaşım yaparak katkıda bulunabilirsiniz. Sitemiz nezdinde kurumları yada kişileri hedef alacak söylemler ile kurumlara ait Hizmete Özel, Gizli vb. dereceli evrakların paylaşımı yasaktır. Ayrıca kişi ve kurum ile ilgili forumda açık bilgiler paylaşılması yasaktır. Sitemizde paylaştığımız konularda alıntıladığımız bazı kanun maddelerinde konuyu incelediğiniz gün itibariyle ilgili kanun maddesinde tümüyle veya kısmi değişiklik yada tamamen hükmünü yitirmiş olabileceğini, dolayısı ile bu konulara göre hareket edilmemesi gerektiğini, paylaşılan bu konuların fikir edinilmesi amacıyla paylaşıldığını unutmayınız. jandarmaforum.com bu anlamda her hangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. İyi Forumlar, Dileriz. Jandarma Forum Yönetimi.

Taksirle Öldürme Olaylarında Yapılacak İşlemler

Meydana Gelen Adli Olaylarda İzlenecek Yollar
Forum kuralları
Forumlarda soru sormak, bilgi danışmak yada bildiğiniz bir konuda paylaşım yaparak katkıda bulunmak için ve forumlardaki içeriklerden tam olarak faydalanmak/görüntülemek için ÜYE olmanız, üye iseniz ÜYE GİRİŞİ yapmanız gerekmektedir. Forumlarda kişi ve kurumlarla ilgili açık bilgiler paylaşmak yasaktır. Forumlarda şahısları hedef alan paylaşımlar yasaktır.

Bu forumdaki içerikler için Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2013 yılında hazırlanmış olan Adli Kolluk El Kitabı'ndan alıntılar yapılmıştır. Kanun maddelerindeki kısmen yada tamamen yapılmış değişikliklerde uygulamada da bazı değişiklikler yapılmış olabilir. Buradaki bilgiler tavsiye niteliğindedir.
Kullanıcı avatarı
admin
Doğrulandı
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Mesajlar: 1424
Kayıt: 25 Mar 2019, 01:03
Konum: https://jandarmaforum.com
İletişim:
Durum: Çevrimdışı

Taksirle Öldürme Olaylarında Yapılacak İşlemler

#1

Mesaj gönderen admin »

İlgili Mevzuat
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu
Taksirle öldürme
Madde 85
-(1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
YAPILMASI GEREKENLER

1) Olayın şüphelisi yakalanmamış ise derhal yakalanmalıdır.

2) Olay yeri çevrelenerek kordon altına alınmalı ve olay yerine hiç kimse sokulmamalıdır. Olay yerinde mevcut kolluk kuvveti yetersiz geliyorsa, en yakın yerden takviye kolluk kuvveti temin edilmelidir.

3) Olay yeri inceleme ekibi olay yerine gelmeli ve olay yerinin mevcut düzenini bozmadan gerekli incelemelerini yapmalıdır.

4) Ölü muayene ve otopsi işleminin yapılabilmesi için bilirkişi doktor hazır edilmelidir.

5) Olayın tanığı olan şahıslar tespit edilmelidir.

6) Ölen tarafın yakınlarının beyanları için bu kişilerin tespit edilmesi talimatı verilmelidir.

İlk planda bu işlemler adli kolluk tarafından acilen yerine getirilecektir. Daha sonra Cumhuriyet savcısının olay yerine gelmesi beklenecektir. Cumhuriyet savcısı en kısa sürede ekibini toplayarak olay yerine intikal edecektir.

Olay yerine gelen Cumhuriyet savcısı, olay yerindeki gözlemlerini bir tutanağa bağlayarak, olay yerinde bulunan tüm delillerin muhafaza altına alınmasını sağlayacaktır.

7) Olay yerinde gerekli incelemeleri tamamlayan Cumhuriyet savcısı, ölüm sebebini tespit etmek için ölü muayene ve otopsi işlemi için gerekli çalışmalara başlayacaktır.

8) Şüphelilerin ifadeleri ayrıntılı şekilde alınmalıdır.

9) Tanıkların ifadeleri de ayrıntılı bir şekilde “bilgi sahibi” sıfatıyla alınmalıdır.

10) Olayda yaralanan kişiler de varsa bunların ifadeleri şikayetçi olmaları halinde müşteki sıfatıyla alınmalı, şikayetçi olmamaları halinde mağdur sıfatıyla alınmalıdır.

11) Olayda ölen kişilerin 1. Derece yakınlarına ulaşılmalı, kimlikleri tespit edilmeli ve suçtan zarar gören sıfatıyla ifadeleri alınmalıdır.

(Genel olarak trafik kazası şeklinde gerçekleşen bu olaylarda Cumhuriyet savcısı olay yerine gitmekte, bir tutanak tutarak araçların ve yolun durumunu, cesetlerin durumunu ve diğer tüm hususları tutanağa bağlamaktadır)

Trafik kazası sonucunda meydana gelen ölümler:

Trafik kazalarında meydana gelen ölüm olaylarında tespit edilmesi gereken temel problemler vardır. Bunlar;

– Kazanın ne şekilde gerçekleştiği,

– Kazaya kimin sebep olduğu,

– Bu kazada kimlerin ne derecede kusurlu oldukları hususlarıdır. Trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin olarak yukarıdaki hususların tespit edilmesi esnasında görevlilerin yapması gereken işler vardır.

1. Kolluk Kuvvetince Re’sen Yapılabilecek İşlemler

Söz konusu işlemler şunlardır:

– Bir trafik kazası meydana geldiğinde, adli yönden genel kolluk kuvveti tarafından olaya elkoyulup Cumhuriyet savcısına haber verilerek soruşturma işlemlerine başlanmalıdır (Karayolları Trafik Yönetmeliği m.154/1-a-1).

– Karayolları Trafik Yönetmeliğinin (KTY) 154/1-a-2 hükmüne gö-re, kaza nedenlerini, iz ve delillerini belirleyecek "Kaza Tespit Tutanağı" düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca (polis veya jandarma), el konulur. Trafik ekibinin görev alanı dışında kalan yerler ile el koyamadığı durumlarda, trafik kaza tespit tutanağı, örneğine uygun olarak o yer genel kolluk kuvveti tarafından düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir. Bu hüküm gereğince, Cumhuriyet savcısı, trafik ekibinin olay yeri-ne intikal edip görevlerini yapmaya başlayıp başlamadığını te-yit edecektir.

– Yönetmeliğin 156/1-a-1 hükmüne göre, kaza tespit tutanağı, kaza yerinin durumu, iz ve deliller, kazaya karışan sürücüler, varsa ölü veya yaralılar, hasar veya zarar, gün ve saat ile gerek-li görülen diğer hususlar belirtilmek üzere düzenlenir ve olay yerinin durumu bir krokide gösterilir.

Kaza tespit tutanağı, suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında önemli bir yere sahip olduğundan, bu tutanaklar, titizlikle düzenlenmelidir.

– Trafik kazalarına el koyan mahalli zabıta veya doğrudan el koymuşsa trafik zabıtası personeli, can, mal ve trafik güvenliği bakımından; Karayolunu kullananlar için ek bir tehlikenin oluşmasını önlemek üzere gerekli tedbirlerin alınması ve aldırılması, varsa, yaralıların ilk yardımın yapılmasının ve yetkililerin uygun görmesi halinde bunların en yakın sağlık kuruluşuna gönderilmesinin sağlanması konularında yetkilidir (KTY m.155/1-a,b).

– Trafik kazalarında yolun trafiğe kapandığı hallerde;

Trafik zabıtası ve genel zabıta; iz ve delilleri bozmayacak şekil-de belirleyip işaretledikten ve gerekli tespitleri yaptıktan sonra, karayolunu trafiğe açmaya yetkilidir. Karayolunun trafiğe kapanmasına ölümlü veya ölümle sonuçlanabilecek şekilde yaralanmalı bir kaza neden olmuş ve bu kaza can, mal ve trafik güvenliğini etkiliyor ve başka bir yoldan geçit verilemiyor ise; Cumhuriyet savcısının gecikeceğinin anlaşılması halinde, gerekli işaretleme ve tespitler yapılarak durum bir tutanakla tespit edildikten sonra yol trafiğe açılır (KTY m.154).

2. Genel İtibariyle Cumhuriyet Savcısının Talimatı Üzerine Yapılması Gereken İşlemler

Ölümle neticelenmiş bir trafik kazası haberini alan Cumhuriyet Savcısının vereceği talimatlar aşağıdaki gibi olduğundan, kolluğun bunları bilmesi gerekir:

– Kazada ölen şahıs dışında yaralı da varsa, bunların sağlık kuruluşuna sevkinin yapılması (zaten bu durumda kolluk kuvveti kendiliğinden hareket ederek, yaralıları sağlık kuruluşuna sevk etmektedir),

– Olay yerine kimsenin sokulmaması, olay yerinin kontrol altına alınması,

– Duruma göre, yolun trafiğe açılması,

– Olayın şüphelilerinin tespit edilerek acilen alkol testinin yapılması,

– Olay yerinin, araçların ve diğer önemli hususların kameraya alınması ve fotoğraflarının çekilmesi,

Olay yerinde yapılacak incelemelerde, delil elde etme bakımından genel olarak aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir;

a) Yol Durumunun İncelenmesinde Dikkat Edilecek Hususlar

Kazanın meydana geldiği yolun durumu, kişilerin kusurlarını tespit açısından çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle kazanın meydana geldiği yolun anayol mu tali yol mu olduğu, tek yönlü mü çift yönlü mü olduğu, yolun genişliği, yolun niteliği (asfalt, beton, toprak vs), yolda aydınlatma cihazlarının bulunup bulunmadığı, aydınlatma cihazı bulunuyorsa bunun aydınlatma etkisi, araçların yolun neresinde bulundukları, mevcut yolda sollama yasağının bulunup bulunmadığı, trafik işaretlerinin neler olduğu tespit edilmeli ve tutanağa bağlanmalıdır.

Bunun dışında, hava koşulları, havanın sisli, karlı, yağmurlu vs. olup olmadığı, kazanın saat kaçta gerçekleştiği (gece ve gündüz ayrımı yapmak için), kazaya neden olabilecek dış etkenlerin bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa bunların tespiti ve tutanağa not edilmesi gerekir.

Yol üzerinde araç lastiklerinin frene bağlı izlerin bulunup bulunmadığı, bu izlerin nereden başladığı, araçlarla bu izin başladığı nokta arasındaki mesafe, bu izlerin yönü, doğrultusu (düz mü yoksa kıvrımlı mı oldukları vs.) gibi hususların iyice araştırılarak tutanağa bağlanması gerekir.

b) Araçlardan Kaynaklanan ve Yol Üzerine Savrulan Parçalar

Kazaya karışan araçların kaporta ve cam parçaları ile araçtan kopmuş olan teker vb parçaların hangi araca ait olduğu da belirtilerek, çarpışma ve sabit noktaya olan mesafelerinin tespit edilerek olay tutanağına yazılması ve krokide gösterilmesi lazımdır. Ayrıca, dökülmüşse araçların radyatör sıvısı, yakıt, diferansiyel ve fren yağının döküldüğü yerin, çarpışma noktası ve araçlar ile seçilen sabit noktaya olan mesafe-sinin tespit edilerek tutanağa yazılması gerekir. Keza bazı kazalarda, te-kerlerin patlaması veya yerinden fırlaması sonucu jantın yol zemini üze-rinde iz bıraktığı görülür. Tekerin kazadan önce mi yoksa kaza neticesi mi patladığının ya da çıktığının belirlenmesi açısından özellikle bu izlerin bulunduğu yerin çarpışma noktasından önce mi yoksa sonra mı başladığı ve çarpışma noktasına olan mesafesi tespit edilmelidir. Kaza yerin-deki kan izlerinin bulunduğu yerler de belirlenip tutanağa ve krokiye geçirilmelidir2.

c) Kazaya Karışan Araçların İncelenmesi

Günlük hayatta, kazaya karışan araç sürücüleri, genelde kendilerini haklı çıkarmak için savunma içgüdüsüyle doğruyu söylemeyebilmektedirler. Örneğin hızlı gittiği için önündeki aracın yavaşlaması üzerine, hızın verdiği etkiyle önündeki araca çarptığı halde, “önümdeki araç ani-den kazık fren yaptı, ben de kurtaramayarak vurdum” gibisinden ifadelerle, kendini haklı çıkarabilmektedir. Yine bunun gibi, bir sürücü, alkollü bir şekilde veya yanlış sollama ile veyahut aşırı hızla giderken, kont-rolü kaybedip karşıdan gelen araca çarpması ve karşı tarafın yaralanmasına veya ölmesine neden olması halinde, “frenler tutmadı, rot çıktı vb” yalanlarla kendini savunmaya kalkışabilir. Hatta ve hatta, bu yalan-ardan birini ispatlamak için, örneğin patlamamış bir tekeri patlatarak, “teker patladı” diyebilir. İşte bu yalanlara mahal vermemek, başkalarının ve kamunun hakkını korumak için gerekli incelemeler titizlikle yapılmalıdır. Bu bakımdan kazaya karışan araçların ilişkin olduğu şahısların beyanlarına her zaman şüpheyle bakılmalı, olay bütün yönleriyle derinlemesine irdelenmelidir.

Bu açıklamadan sonra araç üzerinde yapılacak incelemeye geçelim.

Olaydaki delillerin tespit edilmesi ve kusur oranının saptanması açısından kazaya karışan veya karıştığı iddia edilen araçlar üzerinde gerekli incelemeler yapılmalı, araçların cins, marka, model, plaka, renk gibi ayırıcı özellikleri tutanağa işlenmelidir. Yine, aracın otomobil olması halinde araçta kaç kişinin bulunduğu, yük aracı ise, yüklü olup olmadığı, yük varsa bunun yaklaşık oranı, araçlarda hangi bölgelerde hasar bulunduğu hususları da not edilmelidir3. Kabaca bakışla tespit edilebilen bu un-surlardan sonra, araçların diğer aksamları ayrıntılı olarak incelenmelidir. Dolayısıyla, araçların fren, tekerlek, vites kutusu, direksiyon, rot, lamba ve diğer aksamlarını inceleyelim.

– Frenlerin İncelenmesi: Bildiğimiz gibi frenler, el ve ayak freni olarak aracın hızını düşürmekte veya duran aracı, durduğu yerde sabitlemek görevi görürler. Aracın frenlerinin incelenmesindeki en büyük amaç, söz konusu araç veya araçların sürücülerinin, “fren patladı” şeklindeki iddialarını karşılamaktır. Frenin kazadan önce veya en azından kaza sırasında patlayıp patlamadığını anlamak için, fren, ayak pedalından itibaren fren borusundaki çatlama veya kırılmalar incelenir. Hidrolik fren söz konusuysa ve frenin patladığı iddia ediliyorsa, aracın durduğu yere kadar yağın damlacıklar halinde akmış olduğu görülür. Bu patlamada tekerlekler kilitlenmediği için, yol üzerinde fren veya kayma izlerine rastlanmaz. Eğer fren kazadan sonra yapay olarak patlatılmışsa, akan yağlar, aracın bulunduğu yerde bir küme halinde toplanır. Yine bir başka ölçü, hidrolik frenlerde fren patlamışsa, fren pedalı pompalandığında hidrolik yağ birden ve tamamen fışkırır ve artık boruda yağ kalmaz. Eğer fren patlaması yapay olarak gerçekleştirilmişse, fren pedalı pompalandığında yağın fışkırdığı gözlenir4.

– Tekerleklerin İncelenmesi: Araçların incelenmesinde, tekerlekler önemli bir yer tutar. Olay yerinde araçların tekerleklerine bakılmalı, patlak iseler, olaydan önce mi, sonra mı patladığı hususu araştırılmalıdır.

Teker, kazadan önce patladığında, araç, patlayan tekerin yönüne doğru hareket eder. Eğer araç patlamış olan tekerin bulunduğu tarafa doğru yol almışsa, tekerin kazadan önce patladığı sonucuna ulaşmak için bir delil teşkil edebilir. Tekerlek, kazadan önce patlamışsa ve tekerlek üzerinde yol alınmışsa, tekerlekte oluşacak yırtık, düzgün olmaz.

Patlayan lastiklerin havasının azalması, jantların da yola sürtünmesi sonucunu doğuracağından, yolda jant izlerinin görülmesi de mümkündür.

Ölümlü kaza (muhtemel ölümün gerçekleşeceği kaza)‘larda patla-yan tekerin teknik kusur incelemesi yapılması kapsamında sökülmesi ve emenate alınması için Cumhuriyet Savcısının talimatının alınması gerekir.

– Vites Kutusunun İncelenmesi: Kaza sonrasında, aracın vitesinin durumuna bakılarak aracın hızı hakkında bir sonuca ulaşılabilir.

Hızın tespitine ilişkin Bilirkişi raporu alınmasının yanı sıra vites kutusu ve hız göstergesinin fotoğraflanmasının yapılması gerekir.

– Direksiyon Durumunun İncelenmesi: Direksiyonun arızalanması halinde, rotlara ve tekerleklere yön verilemeyeceğinden, direksiyonda arıza olup olmadığının incelenmesi gerekir. Direksiyonun kilitlenmesi durumunda direksiyonu döndürmek mümkün değildir. Böyle bir durum gerçekleşmişse, bu durum kazaya sebebiyet verebilir. Dolayısıyla aracın incelenmesinde bu hususa da dikkat edilmelidir.

Kaza sonrası araçtan fırlayan kişilerin durumunun tespiti ile kaza sırasında sürücünün tespiti açısından delillerin incelenerek araçta yapılacak tespitlere göre sürücü/yolcu olup olmadığı hususunda tutanaklara derc edilmesi ve bu durumun fotoğraflanması hususu önem arzetmektedir6.

– Rotların İncelenmesi: Rotlar, direksiyona bağlı tekerleri kumanda eder. Rotların çıkması halinde, tekere hâkimiyet kaybolacağın-dan, araç, kontrolsüz bir şekilde yoldan çıkarak devrilebilir yahut başka araçlarla çarpışarak kazaya sebebiyet verebilir. Rotların kazadan önce mi yoksa kazaya teknik arızanın sebep olduğu süsü verilmek amacı ile sonradan mı çıktığının belirlenmesi için rotların incelenmesi lazımdır. Çarpışma anından önce rotların çıkması halinde, rot çubuklarında ve rot başında ezilme, çizilme ve zedelenmeler meydana gelir. Kaza süsü vermek amacıyla ise rot başındaki rot civatasına vurularak çıkarılması lazımdır ve bu durumda darbe izlerinin olduğu yerde bir parlaklık meydana gelir. Bu gibi hallerde rotların kazadan sonra yapay şekilde çıkarıldığından şüphelenmek gerekir.

– Lambaların İncelenmesi: Lambalarla ilgili savunmaları karşılamak için, gerçek durum araştırılmalı, lambaların çalışır vaziyette olup olmadıkları kontrol edilerek tutanağa bağlanmalıdır.

– Aracın İç Kısmının İncelenmesi: Aracın içerisinin kabaca incelemesi yapılarak, sürücünün, kazadan önce alkol alıp almadığını ispat-lamaya yarayacak içki şişesi, içki kokusu vs. hususların bulunup bulunmadığı gözlemlenerek tutanağa bağlanmalıdır.

d) Araç Sürücülerinin İncelenmesi

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.48/1 hükmüne göre, Uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin kara yolunda araç sürmeleri yasaktır. Dolayısıyla meydana gelmiş kazada, sürücünün, kazadan önce alkol alıp almadığının kontrol edilmesi gerekir. Alkol kontrolü yapılırken, promil cinsinden belirlenmesi soruşturma açısından önemlidir. Aksi takdirde, doktorlar, genellikle ‘alkollüdür” ya da “alkolsüzdür” şeklindeki bir ifadeyle yetinmekte, alkolün ne derecede alındığını gösteren ifadeler kullanmamaktadırlar. Dolayısıyla, meydana gelen trafik kazasında, en kısa süre içerisinde, promil cinsinden alkol testi yapan cihazlarla sürücünün alkol testi yapılmalıdır. Araya uzun bir zaman girdikten sonra yapılacak alkol testi sağlıklı olmayacağından, alkol testinin en kısa sürede yapılması gerekir.Aynı şekilde, sürücünün doktora sevki ile, kazadan evvel uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığını tespite yönelik kesin rapor aldırılmalıdır.

3. Trafik Kazalarında Kusurun Belirlenmesi

Trafik kazalarında meydana gelen ölüm veya yaralanma neticesin-de, bu neticeye sebep olanların cezalandırılmaları için, bu kişilerin olay-daki kusurlarının belirlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Kusur oranını tayin etmek için somut olayın özellikleri ayrıntılı bir şekilde incelenmelidir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde sürücülerin asli kusurlu sayıldığı haller düzenlenmiştir. Söz konusu haller, Karayolları Trafik Kanununun 84. maddesinde; Kara-yolları Trafik Yönetmeliğinin ise 157. maddesinde düzenlenmiştir. Sürücünün kusuru, bu maddelerde düzenlenen kusurlardan birine girmiyorsa ve söz konusu kanun ve yönetmeliğin diğer kurallarını ihlal ediyorsa, tali kusurlu olduğu sonucuna varılır.

a) Trafik Kazalarında Asli Kusurlu Sayılan Haller ve Sürücü Ku-surlarının Tespiti

Trafik kazalarında asli kusurlu haller, 2918 sayılı kanunun 84 ve yönetmeliğin 157. maddesinde şu şekilde belirtilmiştir;

1) Kırmızı ışıklı trafik işaretinde veya yetkili memurun dur işaretinde geçme,

2) Taşıt giremez trafik işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullanıldığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme,

3) İkiden fazla şeritli taşıt yollarında karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit veya yol bölümüne girme,

4) Arkadan çarpma,

5) Geçme yasağı olan yerlerden geçme,

6) Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma,

7) Şeride tecavüz etme,

8) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama,

9) Kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymama,

10) Manevraları düzenlenen genel şartlara uymama,

11) Yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde, zorunlu haller dışında park etme ve duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama,

12) Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma.

Asli kusurlu hareketleri yapanların, bu hareketi yapmalarına, zorlayıcı bir başka hareket veya durumun varlığı açıkça tespit edilmedikçe kusur oranları düşürülemez.

Asli kusurlu hareketin birden fazla sürücü tarafından yapıldığı hallerde de kusurun paylaştırılması usulü uygulanır.

Trafik kazalarında kusur tespiti yapılırken 765 sayılı Eski Ceza Kanunu döneminde yapılan 8 üzerinden kusur hesaplama yöntemi, yeni kanunumuzla terkedilmiştir. Her ne kadar Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 157. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerine uyarlanmamış ise de, artık yeni kanun gereğince, düzenlenen raporlarda kusur oranları ifade edilmeyecektir. Yani sürücü kusurlarının tespiti yapılırken, artık 8 üzerinden kusur tespiti yapılmayacak, sürücünün kusuru matematiksel olarak hesaplanamayacaktır. Nitekim TCK’nın 22. maddesinin gerekçesi de bu doğrultudadır. Gerekçeye göre, Taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk, bir değerlendirmeyle ancak olay hâkimi tarafından yapılabilir. Bu nedenle, taksirden dolayı kusurluluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Ancak, normatif değerlendirmeyle hâkim tarafından belirlenen kusurluluk göz önünde bulundurulmak suretiyle, suçun cezasında belli bir oranda indirim yapılabilir. Taksir dolayısıyla kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, somut olayda dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlâl edilip edilmediğinin belirlenmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan bir trafik kazasında, sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadıklarının, hangi trafik kuralının ne suretle ihlâl edildiğinin, trafiğe çıkarılan aracın teknik bakımdan herhangi bir arızasının olup olmadığının belirlenmesi açısından da bilirkişi incelemesi yapılabilir. Ancak, bu durumlarda, bilirkişinin yapacağı inceleme, işin tekniği ile sınırlı olmalıdır. Bunun dışında, bilirkişi tarafından münhasıran hâkimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamalıdır. Aksi yöndeki tutum, bilirkişilik görevinin sınırını aşmayı ve hâkimin yerine geçmeyi ifade eder. Hâkim, bu teknik veriler çerçevesinde somut olayda failin kusurlu olup olmadığını takdir edecektir. Failin kusurlu bulunması durumunda, kusurun ağırlığı ve diğer sebepleri de göz önünde bulundurmak suretiyle suçun kanuni tanımındaki cezanın alt ve üst sınırı arasında bir cezaya hükmedecektir.

Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusuru göz önünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulur. Taksirli suçun kanuni tanımında belirlenen netice birden fazla kişinin karşılıklı olarak işledikleri taksirli fiiller sonucunda gerçekleşmiş olabilir. Örneğin bir trafik kazasında sürücü ile yaya veya her iki sürücü de taksirle hareket etmiş olabilir. Bu gibi durumlarda neticenin oluşumu açısından her kişinin taksirli fiili dolayısıyla kusurluluğu bir diğerinden bağımsız olarak belirlenmelidir.

b) Trafik Kazalarına Karışan Sürücüler Dışındaki Kişilerin Kusurlarının Tespiti

Trafik kazalarında mağdur, ölen, yolcu ve yaya gibi trafik güzergahında bulunan kişilerin de kusurları varsa tespit edilmelidir. Bu şahısların kusurları tayin edilirken, trafik mevzuatı, yaşam tecrübesi ve kendilerinden beklenen dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri hususları dikkate alınır. Bilirkişiler de, rapor tanzim ederken, bu şahısların da kusurlu hareketlerine değinmelidir. Örneğin, araçlar için yeşil, doğal olarak kendisi için de kırmızı ışık yanan yaya, buna rağmen ‘ben geçebilirim’ düşüncesiyle hareket edip araçların önünden geçmek isterken aracın çarpmasına maruz kalmasında kusurlu olduğu açıktır7. Yine bunun gibi üst geçit olmasına rağmen üst geçidi kullanmayarak yoldan karşı karşıya geçen yaya da, kusurlu hareket etmiştir.

Trafik kazasına karışan sürücüler dışındaki kişilerin kusur durumlarının belirlenmesi, Yönetmelikte şu şekilde belirlenmiştir:

Trafik kazalarına karışan ve sürücüler dışında kalan kişilerin kusur durumları trafik kurallarına, kısıtlama, yasaklama ve talimatlara uymamadaki tutum ve davranışlara göre belirlenir.

Kaza mahallinde yapılan incelemeler sonunda tespit edilen iz ve delillere ilave olarak kazaya karışanların olay hakkındaki ifadeleri ile varsa şahit ifadeleri, kusur tayininde dikkate alınır.



Bağlantı:
BBcode:
HTML:
Mesaj bağlantılarını gizle
Mesaj bağlantılarını göster
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

“Adli Olaylar ve Yapılacak İşlemler” sayfasına dön